İLAÇ

İlaçta, ‘tatil gibi’ toplantıya yasak tartışma yarattı

İnternet üzerinden ilaç satışı suçtur

Sağlık mesajı veren ürün reklamlarına yasak

Multivitamin takviyesinin hiçbir yararı yok 

Tansiyon ilaçlarında eşdeğer karmaşası sürüyor

TTB Başkanı: Hastalık için ilaç üretilmiyor, ilaç için hastalık aranıyor

SGK’dan ilaç yolsuzluğu raporu

İlaç konforuna para ödemem

Vitaminlerin bir yararı yokmuş

Eczacı-SGK görüşmesi sonuçsuz

İlaçta son restleşme

Eczacılar 22 bin dilekçe ile Sağlık Bakanlığı’nda

Çelik, eczacıların ‘birliğine’ savaş açtı

Aile hekiminden hastalara ilaç dayatması

Eczacılar ’Artık yeter’ dedi

Binlerce eczacı meydanlara indi

Eczacılar ilaç protokolünü feshetti

İlaç krizinde şimdilik çözüm yok

İlaç krizinde SGK rest çekti

En ağır faturayı eczacılar ödüyor

Ben niye delirdim?

Kriz ortasında ‘ilaç’ gibi birleşme

Kriz onlara 'ilaç' oldu


2008 yılına ait haberler

2007 yılına ait haberler

 

2006 yılına ait haberler

 

2005 yılına ait haberler

 

2005 yılı öncesine ait haberler

 


Birileri bize daha çok ilaç kullandırtıyor

http://www.sagliginsesi.com/

 

İlaç piyasası bugün silah sanayinden daha güçlü ve çok daha karlı hale geldi. Büyük ilaç devleri hızla tekelleşiyorlar. 8-10 kat daha pahalı ilaçlar, yüzde 3-5’ lik yararlar (?) için fütursuzca yazılıyor.

Birileri bize daha çok ilaç kullandırtıyor…

Ülkemizde son 3-5 yıl içinde en hızlı gelişen meslek kollarından biri organizasyon şirketleri oldu. Öyle ki artık bir çok Devlet Kurumu bile her organizasyonuna sponsor ve organizasyon firması temin eder hale geldi. Bu çok ciddi şekilde etik yozlaşma yaratacaktır inancındayım. Sponsorlar da bıkmış durumda ancak halen harcamaları vergiden düştükten sonra bunu sakıncalı bulmuyorlar.

İlaç piyasası bugün silah sanayinden daha güçlü ve çok daha karlı hale geldi. büyük ilaç devleri hızla tekelleşiyorlar. 8-10 kat daha pahalı ilaçlar %3-5 lik yararlar (?) için fütursuzca yazılıyor. Ülkemiz ilaç harcamasında dünya 13. sü ancak ben kayıt sistemlerine güvenmediğimden ilk 10’da olduğuna inanıyorum. Bu harcama nüfusumuz ve ekonomik gücümüzle uyumlu değil. Birileri bize daha çok ilaç kullandırtıyor.

Hastalık isimleriyle, marker isimleriyle, viral ajan isimleriyle kongre düzenlenmesi artık tabiri yerindeyse kantarın topuzunun kaçtığını gösteriyor.

İlaç firmalarının daha pahalı ilaçları daha çok hastalıkta ve daha erken evrelerde reçete ettirmesini kolaylaştıran her türlü girişime destek vermeleri normaldir.

Hekimlerimizin sağ-duyulu davranması ve basit istatistik oyunlarına aldanmaması ve araştırma makalelerini derinlemesine okuyarak sorgulamaları gerektiğine inanıyorum.

Çok ufak sekonder kazanımlar için ülke kaynaklarını heba etmemek vicdani bir sorumluluktur. Ülkemiz ilaç geri ödemeleri konusunda dünyadaki en serbest ve en sosyal ülkelerin başında gelmektedir. Eğer eldeki sınırlı bütçeyi uygun dağıtmazsak bugün çok az ilaçta görülen geri ödeme sıkıntılıları ileride daha da artacak ve korkarım endikasyonunda ilaç kullanımında bile zora düşeceğiz.

Yazan: Prof. Dr. Süleyman BÜYÜKBERBER
(Sağlık Bakanlığı Merkezi Etik Kurul üyesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı )

Yukarı


Tarım Bakanlığı’ndan izinli kalitesiz ürünler piyasada

http://www.sagliginsesi.com/

 

 

Türkiye’de doğal ilaçların satış izni Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından veriliyor. Aynı bileşene sahip ürünler Tarım Bakanlığı tarafından Gıda Desteği, Sağlık Bakanlığı Ara Ürün Komisyonundan alınmışsa Yardımcı İlaç, Ana Komisyondan alınmışsa İlaç olarak değerlendiriliyor. Kalite belgelerine yurt dışından sahip olmadığını bildiğim birçok ürün Tarım Bakanlığı izni ile Türkiye’de eczane ve market raflarında satılıyor.

İzin için Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ayırımı hangi koşullara bağlı olarak gerçekleştiriliyor doğrusu anlayabilmek mümkün değil. Bana göre firma sorumluluk anlayışı ve ciddiyeti ile ilgili bir durum bu.

İlaç firmaları genel olarak elindeki ekibi kullanıp hazırlanan ürünleri alışkanlıkları doğrultusunda Sağlık Bakanlığından izin alarak piyasaya sürerken, bazı durumlarda, bazı firmalar Tarım Bakanlığı’nın izninde reklam hakkının bulunması nedeniyle daha avantajlı olduğu için başka isimlerle firmalar kurarak piyasaya çıkabiliyorlar.

İlaç geleneğine sahip olmayan şirketler ise ki bunlar inşaat ve taahhüt işleri makine ithalat- ihracat gibi firmalar oluyor, ithal edilen ürünlerde herhangi bir kaliteye bakmadan Tarım Bakanlığından izin alarak iç piyasaya giriyorlar. Dünya piyasasında satılan ama yurt dışından kalite belgesi olmadığını iyi bildiğim ürünler Tarım Bakanlığında izinli olarak Türkiye’de satılıyor.

Sağlık Bakanlığının komisyonlarında doğal ilaçlarda kalite, güvenilirlik ve etkinlik bakımından belirlenen bazı kriterler uyulması istenir ve piyasada bunların denetimi de yapılır. Ana Komisyon, başvuru da tam ilaç kalitesi arar. Analiz ve etkinlik değerlendirmesi ve yeterli klinik veri bekler. Ara Ürün Komisyonunda ise ilaç kalitesinden herhangi bir ödün yoktur. Geleneksel tedavilerde belirli süre kullanılmış olmasını klinik veri olarak kabul eder. Tarım Bakanlığında gıda desteği adı altında herhangi bir kalite veya etkinlik talebi yoktur. Örneğin Ginko Biloba. Yaprak tozunu bile kapsüle koyup satanlar var. Hesapladım, onların bahsettikleri doz seviyesini ulaşabilmek için insanın günde en az 30-40 tane kapsül yutması gerekiyor. Yeryüzünde ginko bilobayı yiyecek olarak kullanan bir toplum yok. Peki bu nasıl bir gıda desteği… İnternete bakarsanız her derde deva.

Herkes piyasaya çıkabiliyor. Endikasyon vermiyor ama tanıtım broşürlerinde veya kutunun kapak içine basarak veya web sitelerinde önemli tedavi endikasyonları sağlayabiliyor, deniyor.
O kadar ki Kantaronun antidepresan etkisi bile varmış bunlara göre…

Yazan: Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA
(Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi)
 

Yukarı


IMF’ye ‘ilaç harcaması’ taahhüdü

http://www.ntvmsnbc.com/news/394085.asp

 

Hükümet, IMF’ye verilen son niyet mektubunda, ilaç harcamalarını daha sıkı kontrol etmeyi taahhüt etti. 2007’de kamuya yeni personel alımı da yavaşlayacak.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) onayladığı yeni niyet mektubu açıklandı. Mektupta faiz dışı harcamalara ilk kez Eylül sonu için getirilen sınırın aşıldığı belirtilerek bu konudaki performans kriterinin uygulanmaması istendi. Yıl sonu hedefinin de değiştirilmesi talep edildi. Harcamalardaki artışın telafisi için cari harcama ödeneklerinde Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 0.2’si kadar kısıtlama yapıldığı belirtildi.

2006’da büyümenin yüzde 6 olacağı, enflasyonun hedefi aşacağı vurgulandı. Cari açığın ise biraz daha artarak yıl sonunda GSMH’nin yüzde 8.5’ine ulaşacağı belirtildi.

Sağlık harcamalarının kontrol altında tutulması için yeni düzenlemeler yapılacağı belirtildi. Aralık sonuna kadar gerçekleştirilecek düzenlemelerle ilaç harcamalarının kontrol altına alınması öngörüldü. İlaçların daha küçük ambalajlarda reçete edilmesi ve geri ödenebilir en ucuz ve en pahalı ilaç fiyat aralığının 2 puan düşürülmesi planlandı.

PERSONEL ALIMI YAVAŞLAYACAK
2007’de kamuya personel alımlarının yavaşlayacağı yapısal kriter olarak mektuba yazıldı. Kamu personel reformunun 2008 başında uygulamaya gireceği belirtildi. Sürekli bir yapısal kriter olarak da KİT fiyatlarının 2007 program varsayımlarıyla uyumlu olacağı kaydedildi.

Gelir vergisi tasarısının Şubat 2007 sonuna kadar yasalaşması yapısal performans kriteri olurken, bir kerelik teşvik uygulaması, sektörel vergi indirimleri ve KDV muafiyeti getirilmeyeceği taahhüt edildi. Mortgage Yasası’nın da yakın gelecekte kabul edileceği belirtilirken faizin vergiden mahsup edilmesine yasada yer verilmeyeceği belirtildi.

Halkbank satış işlemlerinin de Mayıs 2007 sonuna kadar tamamlanmasının beklendiği yapısal kriter olarak mektupta yer aldı.

Yukarı


 

  :: haftanın yazısı :: tanıtım :: tüzük :: genel kurul :: etkinlikler :: üyeler :: üyelik ::
:: yayınlar :: dergiler :: makaleler :: kitaplar :: örgütler :: mevzuat :: linkler ::